Hayvanların Ses Frekansları (Ses Dalgaları) Deneyle Açıklama

Merhaba yazıma başlamadan önce sizlere küçük bir uyarı da bulunmak istiyorum. Bu yazı tamamiyle eğitici ve gözlemler sonucunda yola çıkılmıştır. Bununla birlikte yazı içerisine eklenen fotoğraflar internet sitelerinden alınmış ve resmin altında kaynak adresi de bulunmaktadır. Bu yazının bilimselliği kanıtlanmamıştır. Bu yüzden yazı içerisinde geçenleri kesinlikle uygulamaya çalışmayın! Bununla beraber bu yazı yılanlardan ve sürüngenlerden korkanlar için sakıncalı olabilir. Eğer yılanlardan veya o tür sürüngenlerden (ayrıca farelerden ve ayıptır söylemesi sıcanlardan) korkanlar için ürkütücü ve sakıncalı olabilir. Lütfen bu tür hayvanlardan korkuyorsanız, yazıyı okumayın ya da başka yazılarla ilgilenin. Teşekkürler... CNRDSKN

 

Evet uyarımızıda verdiğimize göre, artık yazmaya başlayabiliriz. Bu yazıyı yazarken resim kullanacağım ama ben çekmedim, yani sahte. Resimlere girmeden önce bu olayın sadece benim başımdan geçtiğini söyleyebilirim. Yılanlar her zaman bizim için bir cinayet makinası olarak görünmüştür. Yani yılanlar hep zararları ve ürkütücü bir hayvandır. Bu yaptıklarımla da bunu kanıtlayabilirim. Çok belgesel izlemiş (özellikle de yılan belgesellerini) biri olarak şunu söyleyebilirim ki gerçekten şu günlerdehayatım bir belgesel gibi geçiyor. Bazen bu küfür bile ettiğim hayatın bana yaşama derslerini vermesi pek hoşuma gitmiyor değil. Lafı fazla uzatmadan ne yaptığımdan başlayayım, aslında bu olay benim başımdan çok önce geçmişti ama o zaman bu kadarki gibi pek bir etkisi olduğu söylenemez. Bu daha sonraları (bu aralar) bir deney haline getirdim. Ve deneyimi üç şeyde denedim (biraz tiksindirici olabilir ama olsun...); birincisi; Böcekler; gerçekten de güçlü algılama sistemleri var, her konuda beni kendilerine hayran bıraktılar. Yani altı tane bacağı, iki adet beyaz gözü, sert ve kitinden yapılmış kabuğu, o çok uzaklıkta bile olsanız size duyabilecek algılama sistemleri ve tabi ki olmassa olmaz büyük bir orantıyla yerleştirilmiş ve tırmanma gibi bir çok şeyi yapabilme özelliği olan kılları ya da tırnakları, hangisi daha iğrençse... Böcekler diyip kestirip attım ama sadece hamam böcekleri değil bir de örümcekler, evet ancak bunlar kıl bacaklı örümcekler değil biraz daha ürkütücü ve boyarı karıncanın bir iki katı olan yeşil renkli ve bunu diyeceğime inanmıyordum fakat beni hayran bırakan o kıl bacaklar. Evet kılı atınca ayrı bir anlam çıktığı için kılı ekledim yani beni hayran bırakan bacaklar... Buradan sonra okuyunca başka bir anlam çıkıyor. Neyse konumuzu sapıttırdım çünkü biraz mide sorunu yaşama ihtimalimiz var. Böcekleri geçelim ve midemizi biraz daha çalkalıyıp, sıçanlara geçelim. Bunlar sürüngenler sınıfına girmiyorlar omurgalılar sınıfına giriyorlar. Yazının başında yılanlardan bahsedeceğim için böyle sürün-genler dedim, yoksa hepsi hayvan. Evet sıçanlar, iri yapılı fareler. Dişleri bir kedininki gibi daha büyükleri ise daha da tehlikeli. Zamanla ete alışıp insanı bile parçalayanbilen yaratıklar. Sıçanları farelerden ayıran tek şey, daha büyük ve güçlü olmalarıdır ama yılanların karşısında hepsi küçük birer hamster! Bunula kalmayıp sıçanlar daha bir zeki oluyorlar. Girdikleri evlerden de kolay kolay çıkmazlar. Ve bir gün çoğalırlar çoğalırla ve evinizi de belki sizide çoktan mideye indirmiş olurlar. Başedilemez yaratıklar. Sıçanların bazıları kedileri bile parçalayabilir. Bu değil taşıdğı mikroplar insanları öldürebilir. Neyse daha fazla bahsetmek istemiyorum. Gelelim, kedilere... Kediler vahşilerinden, uyusallarına.. uyuşuklarından, tatlılarına bir çok kedi mevcut. Kedilerden bahsedecek bir şey bulamadım. Yılanlar deseniz onların sadece iki şeyini kullanarak bu deneyini yaptım. En ürkütücü olan o sesleri ve hızlıca bir hortumun çekilmesi gibi çıkan toprakla vücudun sürtünmesinden doğan o hareketlerinin seslerini... Bunu çok iyi yapabiliyordum! Çünkü zamanında bir yılanın sesli tacizine uğramış ve o olaydan çok etkilenmiştim. Sadece bununla da kalmayıp yılanın hareketleride beynime işlemişti. Sessizliği, soğukkanlılığı ve nasıl hareket edeceği.. Evet şimdi deneyimi açıklayayım bu saydığım havanların hepsinde aynı deney yapıldı, savunma deneyi. Hayvanlara biraz salakça gelebilir ama tısladım ve ayağımla da bir yılan hareketleri yaptım. Hayvanlar benim olduğumu biliyorlardı fakat, seslerin ve hareketlerin nereden geldiklerini algılamıyorlardı. Ve hemen hemen her hayvanda aynı sonucu aldım. Ürkme, sağa sola atlama, kaçmaya çalışma, sakin olmaya çalışma. Davranışlarını videoya çekseydim (ama kameram yok çekemem) bana hak verirdiniz. En çok etkilenen hayvansa sıçan oldu. Sıçanı ve böceği bulmak kolay oldu ama kediler insanlardan da kaçıyor. Peki buradan ne çıkartabiliriz arkadaşlar, aslında tam olarak teorim şu. Her hayvanın ve insanın ses frekansı ayrıdır. Aslında bir insan konuşmaz sadece frekansını biçimler. Hayvanlarda ise bu özellik yoktu. Onlar kalp atışlarına (korkma, sevinme gibi) yani yaşadıkları olaylara göre belli ses frekanslarıyla iletişime geçer. Bizim hayvan frekanslarını algılamamız mümkün değildir o sadece hayvanlar arasında bir iletişim aracıdır. Ama bir gün derseniz hayvanlarla konuşmak mümkün mü diye sanırım mümkün. Ama bu benim teorim ve ne kadar gerçek olduğunu bilmiyorum. Eğer hayvanların yaydıkları ses frekanslarına benzer frekanslar yayarsanız sizi anlamayabilirler ama dönüp bakarlar. Bununla beraber mesela yılan ben yılanın ses frekansına ya da tam Türkçe olsun ses dalgasına göre konuşmaya çalıştım ve başardım hayvanların ürkmesini sağladım. Hayvanların iç güdüleriyle hareket etmeleri de o dur bence hayvanlar oturmanın ne demek olduğunu bilmezler neyse şimdi bütün bilimeleri inceledik hem biyoloji, hem fizik şimdide psikoloji'ye geçicez. Şunu da söylemek istiyorum bir yaşadığım olay daha bir muhabbet kuşunun ses frekansını Audacity denilen programla baktım ve ses frekansları birbirinin aynısını tuttu. İki hayvanınkini de birden görme şansım olmadı fakat o kuşun belli aralıklarla ciklemesi ve bu frekansların birbirine benzemesi ve de annemin gidip kuşa birden "cici kuş" demesi sonucu hayvanın ürküp ses frekansının değişmesi bir tesadüfden ibaret olmasa gerek. Ama dediğim gibi bunu herhangi bir bilimsel deeyle kanıtlamadım ya da bu konu hakkında detaylı bir araştırma ve gözlemde yapmadım sadece tecrübelerimi dile getirdim o kadar. Neyse he birde fotoğraf koyacaktık unuttuk ben linklerini koyayım çünkü baya bi uzun oldu yazı...

Benim Deney Yaptığım Örümceğe Benzeyen Örümcek (ama benim inceleme yaptığım böcek daha küçüktü ve daha bi zararsızdı...)

http://www.payidar.net/attachments/garip-olaylar/33996d1181547690t-bir-bocek-isirmasi-sonucu-bu-olurmu-demeyin-1448gwte9-jpg

Sıçan ve Fare Arası Bir Şeydi Benim Deneyimdeki Buna Benziyor

http://www.kaliteliresimler.com/data/media/110/byk_bir_fare.jpg

Bir Hamster Resmi

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/be/Hamster.jpg/626px-Hamster.jpg

Bir Kedi Resmi

http://www.progarchives.com/forum/uploads/avatars/20060814_091110_kedi1.jpg

Ve Tüm Zamanların En Tehlikeli Yaratığı YILAN

http://www.ekremsama.com/wp-content/uploads/yilan.jpg

 

Söyledim yine söyleyeyim burada ki bütün yazılar benim düşüncelerimdir. Gerçeklikle bir alakası olup olmadığını bilmiyorum. Ben sadece düşüncelerimi paylaştım teşekkürler. Diyer yazımda görüşmek üzere, Cannur DAŞKIRAN

Yorum Yaz